Zelenski stand-up’ını izlemekten artık Covid haberi bombardımanına tutmaz oldular. Bu bile sahtekarlığı ispat etmiyorsa başka ne ediyordur?
Covid bir tıp hadisesi değildi. Covid politik bir krizdi. Eleştirilen konuların birincisi, Covid krizini yöneten siyasi otoritenin, inandırıcılığını gitgide yitiren bir propaganda aygıtına dönüşmesiydi.
Rauf Orbay, Kazım Karabekir’in eğer başarabilselerdi Türkiye’de tam anlamıyla demokrasiyi başlatabileceklerini düşünüyor musunuz?
Hayır düşünmüyorum. Aynı kadro bunlar, aynı zihniyet. Bu gerek Rauf Bey, gerek Kazım Karabekir, gerek daha sonra Fethi Okyar, İttihat ve Terakki konsensusunu temsil eden insanlardır.
Eski usul ahşap teknelerle tanışıklığı olanlar bilir, her yaz başında tahtaların arası kazınır, açık olan yerler üstüpü veya fitille doldurulur, sonra elde primüs ocağı zift eritilip aralarına dökülür.
Lise öğrencisi bir çocuğun Atatürk resmiyle yaptığı sersemlik için toplum tarafından kudurmuş bir şekilde linç edilmesinin hangi psikolojik ihtiyacı karşıladığına, bundan ötürü zindana atılmasının, TC’nin gelişmişlik düzeyiyle ilgili neyi gözler önüne serdiğine kısaca bir değinir misiniz?
Hadiseyi biliyorsunuz. Liseli bir çocuk, bayağı da yakışıklı bir genç, belli ki zeki ve fırlama bir tip, Atatürk resmini almış, bir yerine sürte sürte dalga geçmiş.
Ulus devlet fikri, ulaşım ve haber alma imkanlarının bu denli geliştiği bir çağda sürdürülebilir bir fikir midir? Tarihte toplumlar genellikle bu şekilde mi organize olmuştur?
1991’den sonra Batı dünyası, tarihin sonuna gelindiğine ve neoliberalizmin dünyanın bu noktadan sonra yegane alternatifi olacağına kanaat getirdiğinde, ulus devletin artık çağının dolduğu fikri çok yaygınlaşmıştı.
Halim ile Selim kitabınızı yeni okudum. Kitabı yazdıktan sonra konu hakkındaki düşünceleriniz bir parça değişmiş sanırım. Ama öyle bir kitap ki, okuyup da hâlâ teist kalabilene helal olsun denir ancak.
Düşüncelerim değişti mi? Zannetmiyorum. Eskiden noktai nazar dedikleri, perspektifimde bir değişiklik var belki.
Şirince’de yaptıklarınızdan ötürü sizi Halikarnas Balıkçısı’na benzetiyorum. Halikarnas Balıkçısı ve onun uygarlık üzerine tezleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Halikarnas Balıkçısı’nı bir ara pek severdim. Bu dediğim çok uzun yıllar önce, 80’lerin başı.
Bana şu Osmanlı devletini klişelere batmadan anlatabilecek biri var mı? Özellikle Osmanlının son döneminde azınlıkların, yani Rumların, Ermenilerin de çektikleri acıları alışılmış olan kalıbın dışında anlatabilecek biri var mı?
Osmanlı devletinin başlangıcını değerlendirirken üç faktörü göz önüne almak lazım.