Şimdi Giresun merkezli bir hadise var. TRT1’de bir yarışma programında tırnak içinde “Milli Mücadele kahramanı” Yarbay Osman Ağayı Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey’in katili olarak gösteren bir soru sorulunca Giresunlar ayağa kalkıyorlar. Sosyal medya hesaplarından TRT yaylım ateşine tutuluyor, özür dilenmesi isteniyor. Yirmi dernek Giresun’da basın açıklaması yapıyor ve bununla da yetinmiyor İstanbul’a da sirayet ediyor tepkiler. Giresun’lar Topal Osman Ağa pankartlarıyla, resimleriyle yürüyüş yapıyorlar. Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu TRT’yi kınıyor. CHP Giresun milletvekili Necati Tığlı devreye giriyor. Giresun Milletvekili Sabri Öztürk de Topal Osman Ağa için kötü söz söylemek değil bir TV kanalının hiç kimsenin haddine değildir diyor. Şimdi böyle bir hadiseyle karşı karşıyayız. Bunu nasıl değerlendireceğiz Sevan Bey?
Bunun tam benzeri bir olayla ben muhatap olmuştum 2000 yılında yani bundan 19 yıl önce.
Mart’tan beri online derslere giriyorum. Hiçbir dersten sizin yayınınız kadar keyif almıyorum. Bunun sebebi online derslerin kandırmacadan ibaret olduğundan mı yoksa sizin sempatikliğiniz mi?
Bu online ders hadisesinin olmayacak bir şey olduğunu düşünüyorum.
Başka bir çağda ve başka bir dünyada, siyasi süreçlerin iyi kötü sağlıklı işlediği bir dünyada, DEVA Partisi’nin makul bir seçenek olduğunu, şu anki yönetim altında yıpranmış ve çığırından çıkmış olan AKP’nin yerini alabilecek, kişi diktatörlüğü eğilimini aşıp…
Ahmet Altan korona pandemisi sonrasında her şey farklı olacak, değişecek derken siz koronanın çok abartıldığını söylüyorsunuz. İki üstad arasında beynamaz olduk, lütfen bizi tenvir edin.
Çelişki yok aramızda. Ben koronanın bir bahane olduğunu söylüyorum.
2023 Lozan Antlaşmasının sona ereceği yıl olarak kutlanıyor tüm yurtta, yavru vatanda ve dış temsilciliklerde. Bu ne demektir? Yüz yıldır mahrum kaldığımız doğal zenginliklerimize kavuşup hep beraber zengin mi olacağız?
Lozan Antlaşmasının sona ermesi şu demektir. Demek ki 2023 yılında Türkiye Cumhuriyeti lağvedilecek ve sınırları da ortadan kalkacak.
Sumru, 975 kişi, şehirli kadın adı. Cem Dilçin’in sözlüğüne bakıyoruz, “Kumru adı örneksenerek yapılmış bir ad” demiş, elbette o sözlükteki çoğu bilgi gibi uydurma ve yanlış.
Blogunuzdaki bir yazınızda Lenin’e hayran olduğunuzu söylemiştiniz. Teorik açıdan değil, sanırım Ekim devrimindeki rolünü kastediyordunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?
Yaşamımın bir döneminde Lenin’in siyasi yazılarını keşfettim.
Oy verme hakkı herkese verilmeli midir? Okula gitmemiş ümmi ile profesörün oyu bir mi olmalıdır? Devleten kömür makarna bekleyen işsiz tembel fakirin oyu ile bünyesinde on bin kişi çalıştıran devlete vergi veren sanayicinin oyu bir mi olmalıdır? On sekiz yaşında biriyle altmış yaşında birinin oyu bir mi olmalıdır? Dağdaki çoban ile İstanbul valisinin veya Londra büyükelçisinin oyu bir mi olmalıdır?
Bu sorular, demokrasi denilen sistemin işleyişini pek kavrayamamış olduğunuzu gösterir.