Mimaride cömertlik ne demektir
Pazar Sohbeti, 14 Mart 2021
Gecekondu’nun insan ruhuna yaptığı kötülükleri, apartmanlarımızın insan ruhuna yaptığı kötülüklere yeğlerim demiş Hundertwasser. Ne dersiniz?
Friedensreich Hundertwasser adamın adı. Viyana’ya gitmiş olanlarınız varsa kim olduğunu biliyordur muhtemelen. Viyana’ya gitmemişseniz muhtemelen bilmezsiniz. Orijinal biri Hundertwasser. Kendini anti-mimar olarak tanımlayan bir sanatçı. Viyana’nın 20. yüzyılda yapılmış toplu konut projelerini, sıra sıra ruhsuz apartmanları yaşanabilir yerlere dönüştürme konusunda şaşırtıcı deneylere imzasını atmış biri. Çok hoş bir insan. Eserlerini görür görmez aşık olacağın, ‘hah işte budur, bu kadar basit bu iş’ dedirten bir insan. Bana heyecan verici ve ilham verici biri olarak gelir. Viyana’daki tüm binalarını gezdim, fotoğrafladım. Şuna ikna oldum: Bu kadar basit işte. İnsancıl bir mimari pekala mümkün. Ekstra bir masrafı da yok. Yapılamaması için bir neden yok. Yapılmıyorsa kötü niyetten yapılmıyor. Kasıtlı bir şekilde insanları ezmeyi tercih ediyorlar. Çünkü başka türlü onları köle olarak kullanamıyorlar. Bu duyguyu yaşatan bir tasarım ustası.
İnternette bir sürü fotoğraf bulursunuz. Ama detayların önemini ancak gözünüzle gördüğünüz zaman kavrayabiliyorsunuz. Detaydır önemli olan. Her detayda cömertlik olmasıdır mesele. Mimari detayda, yani pencere pervazlarından tut renk seçimine kadar, bahçe parmaklığından tut kapının düğmesine kadar. Cömertlik nedir biliyor musunuz? Fazlasını vermektir. İşlevsel olanın ötesinde, ben seni seviyorum, o yüzden sana bunu hediye ediyorum demektir. Her türlü sanatın temeli bu, cömertliktir. Fazlasını vermektir. 20. yüzyılda maalesef brutalizmin, yani vahşetin kamu sanatına hakim olmasıyla birlikte bunlar unutuldu.
İnsanlık makul bir yere döner mi, yoksa gitgide, daha derinleşen bir karanlığın içinde kayıp mı olacağız, onu bilmiyorum.