Erdoğan rejimi eskilerinden beter mi
Pazar Sohbeti
21 Kasım 2021
0:00
0:00

metin

Tayyip Erdoğan rejimi faciası bir süre sonra sonlanacak. Bunun tekrarını önlemek için neler yapabiliriz? Sesimizi çıkarmalıyız, vicdani bir duruş sergilemeliyiz.
Bu rejimi farklı kılan, bu rejimin emsaline oranla daha beter bir facia olduğu kanısını bize aşılayan nedir? Aklımıza gelenleri sayalım. Birincisi kanun hükmünde kararname ile 100 bini aşkın insanın Nazi Almanya’sını hatırlatan yöntemlerle vatandaşlık haklarının yok edilmesiydi. FETÖ örgütünün memleket işine hayırlı bir örgüt olduğunu düşünmüyorum. Amaçları ve yöntemi yanlıştı ve tehlikeliydi diye düşünüyorum. Fakat hareket noktası ne olursa olsun, yüz bin kişinin çoluk çocuklarıyla birlikte yaşam haklarının ellerinden alınması, vatandaşlık haklarının ellerinden alınması, Türkiye’den kayıklarla kaçmak zorunda kalmaları, savunulabilecek bir şey değildir. Kendine insanım diyen bir insanın bu alçaklık karşısında tüylerinin diken diken olması gerekir.
Diğer suçları nedir bu hükümetin? 2015 yılından itibaren özellikle Kürt siyasetçilerinin hapse atılması, Türkiye’nin en kaliteli siyasi kişiliklerinden bir kısmının belirsiz sürelerle zindana atılması, beş altı şehrin, Şırnak, Nusaybin, Diyarbakır merkezi, Cizre’nin bombalanarak yerle bir edilmesi. Bunlar insanlık dışı hareketler.
Bunlar dışında, Erdoğan, sistemli olarak Türk toplumuna nefret aşılamıştır. Yirmi sene boyunca her allahın günü televizyona çıkıp nefret söylemi kusmuş, nefreti bu ülkede kamusal söylemin normu haline getirmiştir. Bu da utanılacak bir şeydir. Onun dümen suyunda, onun arkasından gelerek memlekette ne kadar cahil, it, kopuk varsa hepsi konuşma cesareti bulmuşlardır.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurumlarını yerle bir etmekle suçlanıyor. Bu kötü bir şey midir, emin değilim. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti savunulabilecek bir teşkilat değildir. Ve birisinin gelip bunu karman çorman etmesi doğrusunu isterseniz benim şahsen çok üzülebildiğim bir hadise değil.
Yakında bu rejim değişecek diyorsunuz. Katiyen inanmıyorum buna. Fakat faraza değişti, muhalefet geldi iktidara. Ne olacak? KHK konusunda bir duruş sergileyebilecek mi? Kürt meselesi konusunda bir duruş sergileyebilecek mi? 2015’in suçlularını kamu vicdanı önünde ve adalet önünde sorguya çekebilecek mi? Şu anki muhalif partilerden söz ediyoruz. Benim tahminim o ki, bunlar şayet başa geçecek olurlarsa, Erdoğan hükümetinin en kötü politikalarını daha da sertleştirerek sürdüreceklerdir. Ahlaken ve siyasi tutarlılık açısından şimdiki rejimden kat be kat daha zayıf bir takım görüntüsü veriyorlar. O yüzden umutla bakamıyorum doğrusunu isterseniz.
Çok kötüdür, memleketi şöyle yaptı, böyle yaptı denilen hükümetin evveline bakıyoruz. Mesela 1993’e bakıyoruz. 1993’te Türkiye’nin doğu yarısında köy, mezra, mahalle olarak binden fazla yerleşim yeri, çoğu zaman 24 saat bile mühlet verilmeden boşaltıldı. TC Devletinin resmi üniformalı şahıslarınca yakıldı, yıkıldı, yok edildi. Direnmeye kalkanlar öldürüldü. Moğol ordusu ülkenin üzerinden geçmiş gibi bir iş yapıldı. Meraklıysanız size tavsiyem, mesela Google Earth’e girin ve doğudaki küçük yerlere, mesela Şırnak’ın, Dargeçit’in köylerine bakın. Hala bunların çoğu yerle bir edilmiş, yıkılmış, savaş zayiatı olan yerlerdir. Bunun yanı sıra yüzlerce Kürt iş adamı İstanbul’da insanların gözü önünde kaçırıldı ve öldürüldü. Ya da haraç alındı sağ kalmaları karşısında. Tam bir mafya operasyonuyla devlet, ülkenin, toplumun bir kesiminin üzerine çöktü 93 yılında.
Bir öncesine gidiyoruz. 1980 yılında biliyorsunuz bir askeri darbe yapıldı. Kimliği meçhul örgütler ve kişiler tarafından daha önceki yıllarda kışkırtılarak birbirlerine karşı savaştırılan gençler, yüz binlercesiyle tutuklandı. Cezaevinde işkence edildiler, öldürüldüler, idam edildiler. Bir kısmı 1986’ındaki Özal affına kadar altı yıl içeride tutuldu. Saçma sapan gerekçelerle bir kuşak yok edildi. Üniversitelerde en ufak bir kişiliği, en ufak bir akademik saygınlığı olan herkes tasfiye edildi. Bir daha da kendine gelemedi Türkiye’de üniversiteler. 1983’ten sonra milletin özel üniversitelere yönelmesinin temel nedir? Devlet üniversiteleri önesine üzerine silindir gibi geçildi ki oradan dışlanan insanlar çareyi özel üniversitelere kapağı atmakta buldular.
Aynı süreç 1971-72’de yaşandı. Türkiye’de az buçuk kamu duygusuna sahip olan, toplum hakkında düşünen ve konuşan insanların tamamına yakını tutuklandı, işkencelerden geçti. Hayatlar söndürüldü, kariyerler yok edildi, mahvedildi binlerce insan.
Ondan biraz daha önceye gidiyoruz. 1964 yılında İstanbullu 50-60 bin kadar Rum’un hayatı kaydırıldı. Bir hafta mühlet verildi, yanına sadece donunu ve bir valiz alabilirsin, para alamazsın denilip sınır dışı edildiler. Aileler parçalandı, karı kocalardan biri sınır dışı edildi, biri edilmedi. Sonuç olarak zorla gönderilen 50 bin kişinin ardından bir 40 bin kişi daha ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Mallarına çöküldü.
Ondan önce 1960 yılına geliyoruz. 1960 yılında Demokrat Parti ile ilgili olduğuna ilişkin ihbar ve iftiralara kurban giden herkes Türkiye’de çökertildi, mallarına çöküldü, paraları ellerinden alındı, ihbar edilmemek karşılığında rüşvet istendi. Hapse atıldılar, şu kadar ödersen eğer salarız denildi. Tamamına yakını üniformalı kahraman Türk askerleri olmak üzere, bir sınıf insan deli gibi zengin oldu Demokrat Parti yağmasından.
Ondan biraz daha önceye gidiyoruz, 1955’te İstanbul’da bütün Rum evleri, işyerleri yağmalandı. Ondan bir süre daha önceye gidiyoruz. 1942’de Varlık Vergisi çıkarıldı. Türkiye’deki bütün gayrimüslimler ekonomik olarak çökertildi. Donlarına kadar alındı ellerinden. Malları, mülkleri, işyerleri, birikimleri, piyanoları, evlerindeki mobilyalar gasp edildi. Bunlar haraç mezat satıldı. Soyut bir hareket değil, somut insanlar yağmaladılar. Devlet memurları, devlet büyükleri, siyasetçiler, İstanbul Belediye Başkanı, gazeteciler, bunlar talan ettiler.
Ondan öncesine gidiyoruz. 1936-37’de Dersim katliamı var. Yirmi sekiz bin kişi imha edildi. Hayatta kalanların çoluk çocuğu ellerinden alındı, subay ve memur ailelerine dağıtıldı. Bir vilayet olduğu gibi yerle bir edildi.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti budur kardeşim. Yani bu devletin bu suçlar zincirinde küçük bir bakladır bu hükümet. KHK’lar Türkiye Cumhuriyeti’nin yüz senedir şaşmaz bir süreklilikle uyguladığı politikaların bugünkü versiyonudur. Ve bu konuda bir adım atılacağına, bu konuda bir düzelme olacağına dair ben bir belirti göremiyorum.
İnşallah diyeceğiz, bu sefer farklı olur.