Dağlık Karabağ’da kimi tutmalı
Pazar Sohbeti
19 Temmuz 2020
0:00
0:00
anahtar kelimeler
metin
Azerbaycan-Ermenistan savaşı hakkında ne düşünüyorsunuz? Haklı olan kimdir? Savaşın sonu ne olur?
Ben o savaşta Ermenistan’dan yanayım kardeşim, tamam mı? Kuvvetli bir şekilde Ermenistan’dan yanayım. Hoşunuza gider, gitmez, başka bir şey. Neden onlardan yanındayım? Belki işin o tarafını öbüründen daha iyi biliyorum, o yüzden. Belki Türkiye devletinin yaptığı yapacağı hiçbir şeyden hayır gelmez inancı altmış yıldır ruhumun en derinine kadar işlemiş, Türkiye Cumhuriyeti bir tarafı tutuyorsa ben öbür tarafı tutarım, o yüzden. Bu kadar basittir. Türkiye Cumhuriyeti’nin namuslu, ahlaklı, düzgün, doğru bir şey yaptığını 60 senedir görmemişiz, bu saatten sonra da göreceğimiz yok, o yüzden. Türkiye Cumhuriyeti bütün yalanlarını seferber ederek Azerbaycan’ı destekliyorsa demek ki Azerbaycan bu işte haksızdır. Mantık basit, düz.
Hadisenin simetrik olmamasına yol açan bir değil iki tane temel fark var. Birinci temel fark şu. Türkiye Cumhuriyeti’nin yüz yıldan beri temel davalarından biri, emellerinden biri Ermenistan’ı yok etmektir. Yenmek yahut da birtakım tavizler koparmak yahut da bazı toprakları geri almak değil, yok etmek. Turancılık bu anlama gelir. Turancılık demek Ermenistan’ı yok etmek anlamına gelir. Yani devlet olarak varlığını ortadan kaldırmak. Halkı eğer akıllı olup kaçarlarsa kaçarlar, yoksa köleleştirilirler ve zaman içinde kaçırılırlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu konularda uzmandır. Azerbaycan tarafından gelen propagandaya baktığınız zaman, o tarafta da yok etmekten, Erivan’ı geri almaktan söz eden, öyle bir devlet yoktur, sahte devlettir söylemine uzanan bir bakış açısı görüyorsunuz. Dünyada şu anda ortadan kaldırılmaya aday olan iki tane devlet var bizim bu coğrafyamızda. Biri İsrail’dir, biri Ermenistan’dır. Dolayısıyla Ermenistan olsun, İsrail olsun, bazı uyguladıkları politikalar yanlış da olsa, savunulması gerekir bu iki devletin. Çünkü karşılarındaki güç bunları yok etmeyi, milyonlarca insanı sürmeyi tahayyül eden, düşünen, arzulayan bir güç. Bu anlamda bir simetri yok arada. Ermenilerin Türkiye’yi hatta Azerbaycan’ı yerinden sürmek, yok etmek, denize dökmek, Ermeni Turan’ın hayali peşinde bunları ezip haritadan silmek gibi bir hayalleri yok, böyle bir imkanları da yok. Kendilerini savunuyorlar. Azıcık kalmış olan, tırnaklarıyla tutundukları bir toprağı saldırgan bir güce karşı savunuyorlar. Dolayısıyla desteklenmeleri gerekir.
İkincisi basit bir gerçek daha var. Dağlık Karabağ’ın ahalisi Ermeni. Bilinen çağlardan beri hep Ermeni olmuş. O coğrafyalarda son derece tipik olan bir şekilde burada 18. yüzyılda bağımsız ya da yarı bağımsız bir Türk beyliği kurulmuş. Şuşa şehrine Cevanşir Beyin getirdiği Türk aşiret ve esnaf yerleştirilmiş. Ama beyliğin ahalisi Ermeni köylü. Aslına bakarsanız Şuşa’da beyliğin kurulmasıyla birlikte Ermeniler için de bazı fırsat kapıları açılmış; şehre yerleşip okul, işyeri vs. açmışlar. Bölge 1810’larda Rus yönetimine girince, kısa bir süre için Şuşa Ermeni kültürünün Kafkasya’daki en önemli merkezi haline gelmiş, matbaa kurulmuş, tiyatro kurulmuş. 1828’de Erivan’ın Rus idaresine girmesine dek birkaç yıl Şuşa, yeniden doğacak Ermenistan’ın başkenti gibi düşünülmüş.